Aylardır dillerden düşmeyen Mutlak Butlan kararı çıktı ve Türkiye siyaseti tarihte iz bırakacak bir kavram yani mutlak butlanla tanıştı.

Ama süreç her ne kadar soğuk adli kâğıtlar üzerinden işleyen bir havaya bürünse de bugün konuşulan sadece mahkeme kararından ibarettir dersek yanılgı içine düşeriz.

Kararın doğurduğu siyasi sonuçlar, verilen görüntü ve toplumda oluşan algı konuşuluyor. Çünkü mesele artık hukuktan öte insani, vicdani ve ahlaki bir boyuta taşmış durumda.

İşin en dikkat çeken tarafı ise şu oldu…

Yıllarca yargının siyasallaştığını söyleyen, hukuk sistemine yönelik eleştiriler yapan Kemal Kılıçdaroğlu, bu kez bir mahkeme kararıyla yeniden CHP’nin başına geçti.
Üstelik gelen tepkiler karşısında da mahkeme kararlarına uyulması gerektiği yönünde bir yaklaşım ortaya koydu.

Tam da bu noktada insanların aklına aynı soru düştü.

Karar lehineyse hukuk…
Aleyhineyse siyaset mi?

Çünkü beklenti başka bir yöndeydi.
Karar sonrası çıkılıp kısa süreli bir geçiş süreci açıklanması, olağanüstü kurultay takviminin duyurulması ve son sözün yeniden parti iradesine bırakılması beklentisi vardı.
Böyle bir yaklaşım belki de tartışmaların dozunu düşürebilirdi.

İletişim teorileri arasında Gestalt Psikolojisi diye bir kavram var. İnsan zihnini parçalı olarak değil bütün olarak düşünün der özetle.

Baktığımızda mutlak butlan için davayı açan kim?

Yerel seçimlerin bile iptali için başvuru yapan kim?

İcra memurlarını ve emniyeti CHP Genel Merkezine sevk eden kim?

Evet cevabı bildiğimize göre Kılıçdaroğlu’nu parça parça değil bu süreci ele alarak bütün olarak görmek gerekiyor. Yani duygusal olarak şöyle CHP'li böyle sosyal demokrat yok parti için kişisel çıkar gütmez, mutlaka olumlu bir adım atacaktır beklentisi içinde olmamak lazım. Zaten yaşanan olaylar da bunu doğrular nitelikte.

Karardan hemen önce yayınlanan Kılıçdaroğlu videosu da bu yüzden yeniden yorumlandı.
O gün sıradan görülen paylaşım, ertesi gün alınan kararla birlikte başka anlamlar kazandı.

Belki tesadüftü.
Belki değildi.

Ama siyasette bazen gerçek değil, oluşan algı yön veriyor.
Bugün CHP içinde, heyecandan çok kırgınlık hissediliyor.

“Ahlaki arınma” söylemi konuşuluyor ama ortaya çıkan genel hava daha farklı okunuyor.

Ancak burada başka bir mesele daha var.

Belki de en önemlisi.

Siyaset kendi içinde koltuk mücadelesi verirken vatandaş ne hissediyor?
Esnaf ekonomik yük altında.
İnsanlar geleceğini düşünüyor.
Toplumun psikolojisi her geçen gün biraz daha yoruluyor.
Buna rağmen ekranlarda yine koltuklar, hesaplar, iç mücadeleler konuşuluyor.
Hiç kimse dönüp şu soruyu yüksek sesle sormuyor gibi görünüyor.
Bu yaşananların ekonomiye etkisi ne olacak?
Toplumsal güven bundan nasıl etkilenecek?
İnsanlar adalete, siyasete ve kurumlara güvenmeye devam edecek mi?

Çünkü güven kaybı sadece siyaseti değil toplumu da yorar.
Siyaset yoluna devam eder.
Ama toplumun kaybettiği güven kolay geri gelmez.

Ve görünen o ki…
Sıcak günler daha yeni başlıyor.

Herkesin Kurban Bayramı'nı kutluyor, Büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden öpüyorum. Dileriz bu zorlu günleri bir an önce atlatırız.