CHP Aydın İl Başkanı Süha Bayırlı'nın bu aralar canı biraz sıkkın gibi.

Özellikle CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı'nın karşılaması zayıf kalınca,

Coşku ve heyecan düşüklüğü,

Genel merkezin canını sıkmış gibi.

Hatırlarsanız Bayırlı, göreve başladığı gün CHP Aydın Milletvekili Hüseyin Yıldız ile basının karşısına geçmişti.

Oldukça da neşeli bir tablo vardı.

İstifaların çoğunun geri döndüğü...

Partinin güç kaybetmediği söylenmişti.

Ama son ziyarette katılımın beklenen seviyede olmaması, genel merkez nezdinde soru işaretlerine neden olmuş.

Hatta bu rahatsızlık o gün kendisine de bildirilmiş.

Akşam üstü alkollü bir mekanda, yaşanan durumdan duyduğu rahatsızlığı konuş etmiş.

İlerleyen saatlere doğru,

Alkol oranından olsa gerek,

Olduğu yerde uyuyakalmış...

Benim Bayırlı'ya naçizane bir tavsiyemdir,

Cumhuriyet Halk Partisi'nin Aydın İl Başkanı olarak bu tür konuşmaları kamuya kapalı alanlarda yapması,

Temsil makamının ve siyasi sorumluluk bilinci gereği,

Daha dikkatli olması gerekir…

Öyle halk için bu tip hareketler,

Hele ki tek bir oya ve üyeye,

Herkesin muhtaç olduğu siyasi bir ortamda

NE BU RAHATLIK DERLER ADAMA!

Durumu idare etmeye mi geldin,

Yoksa fark yaratmaya mı?

Farkı PROMİLLE yaratamazsın!

***

Gelelim deveci başkanın taklit ve tağşiş deve sucuğu ürettiği,

Bakanlıkça tescillenip,

İfşa edilen başkan yardımcısına…

Ortada trend ifadeyle,

Gıda terörü var.

Çoluk çocuğa,

Yaşlı gence,

Eşe dosta yedirilen,

Coğrafi işaretli deve sucuğu var.

Gelelim deveci başkanın taklit ve tağşiş deve sucuğu meselesine.

Burada konu biraz daha ciddi.

Çünkü iş artık siyasetten çıktı.

Halk sağlığına geldi.

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın denetiminde söz konusu üründe baş eti tespit edildiği ve sakatat kullanıldığı yönünde kayıtların kamuoyuna yansıması doğal olarak ciddi soru işaretleri oluşturdu.

Üstelik söz konusu ürün deve sucuğu.

Üstelik coğrafi işaretli.

Yani mesele sadece bir sucuk değil.

Bir kültür.

Bir gelenek.

Bir ilçenin tanıtımı.

Ve yıllardır bu işi hakkıyla yapan üreticilerin emeği.

Bir ürünün itibarı zedelendiğinde zarar gören yalnızca o ürünü yapan kişi olmaz.

Aynı ürünü dürüstçe üreten herkes zarar görür.

Şimdi size başka bir örnek vereyim.

Aydın'da zeytinyağı konusunda öne çıkan bir belediye başkanı olduğunu düşünelim.

Yanında da zeytinyağı fabrikası bulunan bir başkan yardımcısı olsun.

Bir gün denetim yapılsın.

Ve o yağın taklit ve tağşiş olduğu tespit edilsin.

Şimdi soruyorum.

Deve ve sucuk olunca mı haber yapmak yanlış?

Zeytin ve yağ olunca mı doğru?

Haberin değeri ürünün adına göre değişmez.

Altının ayarı kuyumcu için neyse...

Haber değeri de gazeteci için odur.

****

Bana göre asıl mesele haberi yapan gazeteci değil.

Asıl mesele, bakanlık denetiminde ortaya çıkan sonuçtur.

Eğer bir yanlış varsa...

Bunun hesabı sorulmalı.

Sorumlusu kimse gereken yaptırım uygulanmalı.

Gazeteciye "Haberi kaldır" demek yerine...

Önce vatandaşın sorusuna cevap vermek gerekiyor.

Çünkü konu halk sağlığıysa...

İmajdan önce güven gelir.

Patronun imajı, vatandaşın sağlığından daha önemli değildir.

Bir de kulağımıza gelen başka bir iddia.

Söz konusu sucuktan bazı bakanlara da gönderildiği söyleniyor.

Umarım patronun kendisine ayırdıklarındandır.

Ya da gerçekten baş eti seviyorlardır.

Yoksa...

Yandı gülüm keten helva.

Şimdi halkın kafasındaki soru çok net.

Başkan Aytekin Kaya ne yapacak?

Devecilik kültürüyle özdeşleşmiş bir ilçenin,

Coğrafi işaretli ürününün...

Bu işi hakkıyla yapan üreticilerin itibarının zarar gördüğü bir tabloda nasıl bir tavır ortaya koyacak?

Gücenen başkan yardımcısını teselli mi edecek?

Yoksa görevden mi alacak?

Asıl merak edilen bu.

Çünkü vatandaş artık sadece sucuğun içinde ne olduğunu değil...

Kime güveneceğini de soruyor.

Siyasetçi kızabilir.

Gazeteci eleştirilebilir.

Haber tartışılabilir.

Ama vatandaşın sağlığı tartışma konusu olamaz.

Kalın sağlıcakla.