Aydın siyasetinde son günlerde konuşulan başlıklar artık kulis dedikodusu olmaktan çıktı; doğrudan kamu vicdanını ilgilendiren bir noktaya geldi.

Önce en hassas yerden başlayalım…

Aydın Büyükşehir Belediyesi ve Söke Belediyesi bünyesinde işçi çıkarmaları olduğu, 2000’e yakın kişinin işe alınacağı, personellere mobbing uygulandığı, bazı çalışanların baskı altında bırakıldığı konuşuluyor.

Bu söylentiler doğruysa mesele yalnızca “personel düzenlemesi” değildir. Kamu çalışanı sandık sonuçlarına göre değerlendirilmez. Belediyeler siyasi kadrolaşma alanı değildir.

Kimsenin ekmeği, parti rozeti üzerinden tartışma konusu yapılamaz!

Gelelim meclisteki 1,5 milyar TL’lik yatırım bütçesi tartışmasına…

CHP kanadı, “Projelerin çoğuna evet dedik ama borçlanmaya sınırsız destek veremeyiz. Halkı ve gelecek yönetimleri borç yükü altına sokamayız” diyor.

Büyükşehir Belediye yönetimi ise “Yatırım ölçeğini büyütüyoruz, öz kaynağımız yetmiyor, hizmet için borçlanıyoruz” savunmasını yapıyor.

Vatandaş şunu soruyor: Bu borç gerçekten zorunlu mu? Yatırımların dağılımında siyasi tercih var mı?

Eğer yatırımlar belirli ilçelerde yoğunlaşıyor, diğer bölgeler bekliyorsa; ister istemez “siyasi ayrım” tartışması doğar.

Hizmetin partisi olmaz.

Yol da su da altyapı da rozetle yapılmaz.

Madem “iktidar partisi belediyesi” söylemi var, o halde şu soru da doğal: Devlet bütçesi neden devreye girmiyor? Bu projeler merkezi kaynakla yapılamaz mı? Borçlanma mümkündür. Ama gerekçesi açık, planı net, hesabı şeffaf olmak zorundadır.

Ama işin bencesi AK Parti Aydın’ı hala seçimle alabileceğini düşünmüyor. O sebeple devlet yatırımlarını burası için fuzuli görüyor.

Bir başka başlık da billboardlar!

Özlem Çerçioğlu’nun kent genelinde yol yapım çalışmalarıyla ilgili görselleri dikkat çekiyor. Ancak bazı yollar Karayolları sorumluluğunda ve devlet bütçesiyle yapılan işlerde neden açık bir teşekkür ifadesi yer almıyor?

Kamu yatırımı kişisel tanıtım malzemesi değildir. Devletin yaptığı iş devlet adına anılmalı. Belediyenin yaptığı iş belediye adına anlatılmalı. Algı ile gerçek arasındaki çizgi inceldikçe güven zedelenir.

Tarım ve Orman Bakan yardımcısı Ebubekir Gizligider, Çine sulaması ve Dalaman Çayı’ndan Kemer Barajı’na su aktarımı projelerini “müjde” olarak duyurdu.

Elbette önemli projeler. Elbette yapılmalı.

Ancak bu yatırımlar yeni değil. Yıllardır konuşulan, hatta geciken projeler. Zaten yapılması gereken işler “müjde” başlığıyla sunulduğunda vatandaş bunu not eder. Çünkü artık kimse hafızasız değil. Devletin görevi lütuf değildir. Belediyenin görevi reklam değildir.

Son olarak…

Dilek Yarımadası Büyük Menderes Deltası Milli Parkı Müdürü Özcan Mersin’le ilgili iddialar haftalardır netlik kazanmadı. “Resmi yollarla tekzip göndereceğiz” denildi ama ne gelen var ne giden.

İş uzadıkça fesat çoğalır!

Aydın artık borçlanmaların gerekçesini, yatırımların dağılımını, projelerin sahibini bilmek istiyor. Bu şehir afiş değil, hizmet istiyor. Slogan değil, icraat bekliyor.

Ve unutmayalım…

Aydın halkı sadece izlemiyor. Hafızasına kaydediyor. Zamanı geldiğinde bunu sorar.