Aydın’da belediye başkanları yanlış yönlendiriliyor.
Kitabın ortasından konuşmak, sonunda söylenecek sözü başta söylemek lazım.
Mesela Başkan Aytekin Kaya’ya şap karantinası var, sizin deveci camiasında sözünüz geçer başkanım söyleyin de böyle bir işe girişmesinler, sizi zor durumda bırakabilir diyecek bir tane danışman, müdür, yardımcı yok mu?
Aman ağzımızın tadı kaçmasın diyenler, kafayı kuma gömenler etrafınızda ne kadar fazlaysa işiniz o kadar zor. Allah yardımcınız olsun.
Bir diğer mağdur Anıl Yetişkin
Efeler Belediyesi’nde tablo daha da karmaşık. Kulaktan kulağa yayılan şikâyetler, sahada konuşulanlar hep aynı noktaya çıkıyor: Ahbap-çavuş düzeni.
İlginç olan şu ki, yaşanan onca aksaklığa rağmen en üst makamın, yani Anıl Yetişkin ’in “haberi yok”.
Bu noktada Ya denetim mekanizması yeterince çalışmıyor, kim işini yapıyor kim yapmıyor kontrol edilmiyor. Ya da başkana duyurmadan, yetki verilen müdürler, şefler ve grup amirleri kendi düzenlerini kurmuş durumda.
O zaman vatandaş olarak sormak bizim de hakkımız: Sayın Başkan, müdürlerinizden düzenli rapor alıyor musunuz? Açık kadrolar dururken, işe yaramayan, görevini kötüye kullanan, buna göz yumanlar neden hâlâ sistemin içinde? Bu gemiyi kim, nasıl yüzdürüyor?
Sayın Anıl Yetişkin de kendi eliyle yetki verdiği birileri tarafından yıpratılmaya, mağdur edilmeye, itibar suikastine uğramaya devam ediyor. Algılarıyla çevresini saran güruh kendi düzenini kurmuş, çarkını döndürürken bir yandan da minarenin kılıfını dikiyor. Başkanın gözünü boyamaya, önyargı oluşturmaya devam ediyor, mağdur olan, gerçekten haksızlığa uğrayan sesini duyurmak istediğinde hain, nemacılar, çıkarcılar ise özveri sahibi insan oluveriyorlar.
Uyanın Anıl Başkanım, gemi su alıyor, sorumlu mürettebat filikasını cilalıyor. Gemi battığında tıpkı taklacı bürokratlar gibi onlar da başka bir gemiye yol alacak, sen ise gemiyi batıran olacaksın. Bu işin son mağduru sen olacaksın ama herkes seni suçlayacak.
Bir de altyapı meselesi var ki, artık sabır taşını çatlatıyor. Biri “Büyükşehir’in sorunu” diyor, diğeri “ilçe belediyesi bakacak” diye topu taca atıyor. Yahu bırakın artık bu ego yarışlarını! Olan vatandaşa oluyor.
Yollar çöküyor, kazalar oluyor, can kayıpları yaşanıyor, hayvanlar telef oluyor. Ekonomik ve psikolojik olarak zaten zor durumda olan halk, bir de yönetim karmaşasının bedelini ödüyor.
Artık şunu net söylemek gerekiyor: Vatandaşın sizin yetki tartışmalarınıza, mazeretlerinize ayıracak sabrı kalmadı. Seçim zamanı sokak sokak gezilen mahallelere, seçimden sonra da uğrayın. Fotoğraf vermek için değil, gerçekten görmek ve duymak için. İnsanların halini bir zahmet fark edin. Çünkü Aydın’da sorun çok, ama çözüm iradesi eksik ve bu şehir de vatandaşın sabrı da, güveni de ciddi şekilde tükeniyor.