Son bir aydır Aydın gündemi, neredeyse ülke gündemini geride bırakacak kadar hareketli bir siyasi sürecin içinden geçiyor. Öyle ki ulusal kanallar ve sosyal medya olmasa, İran ile İsrail arasındaki gelişmeleri takip edemeyecek durumdayız desek, abartmış olmayız.
Bu yoğun gündem içinde benim için en dikkat çekici isim ise AK Parti İl Başkanı Mehmet Erdem oldu.
Özkan Yalım’ın bir otel odasında gözaltına alınması, tüm Türkiye’de olduğu gibi Aydın siyasetinde de büyük yankı uyandırdı.
Sayın Erdem ise sosyal medya hesabından yaptığı “bornozlu” göndermeyle bu olaya tepki göstererek dikkatleri üzerine çekti. Ancak kamuoyunun beklentisi bu değildi.
Çünkü aynı süreçte bu kez Köşk Belediye Başkanı Nuri Güler hakkında ortaya atılan yasak aşk skandalı iddiaları Aydın gündemine bomba gibi düştü. Bu noktada kamuoyu doğal olarak aynı sertlikte, aynı netlikte bir duruş bekledi.
Ama olmadı.
Günler sonra kamera karşısına geçen Mehmet Erdem, mahcubiyet ile çaresizlik arasında bir tebessümle “olanlar oldu” demekle yetindi. Açıkçası bu tavır kimseyi şaşırtmadı ama tatmin de etmedi.
Çünkü toplum, bir siyasetçiden özel hayat tartışmalarını değil; kamu düzenini ilgilendiren rüşvet, irtikap gibi ciddi iddialara dair net bir duruş bekler. Bornoz üzerinden yapılan göndermelerle değil, kamu vicdanını ilgilendiren konular üzerinden açıklama yapılmasını ister.
Ama görünen o ki, mesele “bornoz siyaseti”ne indirgenerek siyasi ciddiyet bir kenara bırakıldı.
Buna kaderin bir cilvesi mi demeli, yoksa duygularına yenilip siyasi kimliğini geri plana atan bir profil mi, karar vermek zor.
Ancak ironik olan şu ki; bir anda “tesadüfün bu kadarı” dedirtecek şekilde bu kez Köşk Belediye Başkanı’nın “kestanesi” gündeme düştü.
Sayın Erdem’in “Uşak’ın battaniyesi meşhur” diyerek meseleyi tiye almasına karşılık, “Köşk’ün de kestanesi meşhur” diyecek biri çıkar mı, onu da zaman gösterecek.
Bu arada bir başka dikkat çeken detay daha var.
AK Parti İl Başkan Yardımcısı Kerim Toker’in tutuklanması sürecinde de benzer bir sessizlik hâkimdi. Hatta Nuri Güler’in disipline sevk edildiğini bile İl Başkanı’ndan değil, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’ten öğrendik.
Bu da akıllara şu soruyu getiriyor: Parti içinde de mi bu sessizlik kabullenilmiş durumda?
Öte yandan Yusuf Tekin’in Aydın ziyareti sırasında yaşanan yoğun telefon trafiği.
Acaba bu görüşmeler Nuri Güler’in istifa restini çözmeye yönelik miydi, yoksa gerçekten bir “kestane siparişi” miydi?
Kim bilir?
Ama şunu biliyoruz:
Hem ben, hem de Aydınlı vatandaşlar, AK Parti’nin bu sessizliğe daha ne kadar sessiz kalacağını merak ediyor.