Selam dertli okuyucum,
Hani bazen çok dertli olduğumuzda "İçim daralıyor," ya da "Hücrelerime kadar yorgunum," deriz ya...
Meğer bu sadece bir lafın gelişi değilmiş, biliyor musun? Bilim artık diyor ki; senin o an hissettiğin o ağır stres ya da kalbindeki o kocaman huzur, aslında hücrelerinin içine kadar sızıyor ve DNA’na adeta birer "not" bırakıyor.
Gelin bugün o "şef" dediğimiz epigenetiğin, bizim can sıkıntımızla nasıl bir ortaklık kurduğuna biraz daha yakından, ama en samimi halimizle bakalım.
DNA’mızın Üzerindeki O "Yapışkan Notlar"
Hayal et; genlerin senin hayat kitabın, epigenetik ise o kitabın kenarlarına düşülen minik notlar (hani şu renkli yapışkan olanlar). Sen çok stresli olduğunda, o bitmek bilmeyen "eyvah yetişemedim" ya da "yine ne olacak?" kaygılarıyla dolduğunda; vücudun genlerinin üzerine sanki "Dikkat! Tehlike var, savunmaya geç!" yazılı kırmızı notlar yapıştırıyor.
İşin asıl çarpıcı tarafı şu: Biz o olaydan kurtulsak bile, o kırmızı notlar bazen orada asılı kalıyor. Hücremiz hala kendini savaşta sanıyor, bağışıklığımız düşüyor, enerjimiz sönüyor. Yani aslında o anki kızgınlığın ya da üzüntün, sadece zihninde uçup gitmiyor; hücrelerinin çalışma düzenini biraz "paslandırıyor."
Ama Dur, Güzel Haber Geliyor!
Şimdi omuzlarını biraz gevşet ve bir bardak çayından bir yudum al. Çünkü bu işin geri dönüşü de var! Bilim diyor ki; nasıl ki stres genlerini "gerebiliyorsa", içten bir kahkaha, sevdiklerine şöyle sıkıca bir sarılma ya da sessizce içtiğin o huzurlu kahve de o kırmızı notları oradan tek tek söküp atabiliyor.
Sen ne zaman kendine şefkat göstersen, o epigenetik şef hemen yeni notlar yazmaya başlıyor: *"Her şey yolunda, gevşeyebilirsin, tamirata başla!"*
Genlerine Bugün Ne Fısıldayacaksın?
Canım okuyucum, hayat her zaman güllük gülistanlık değil, biliyorum. Hepimizin omuzlarında dünya kadar yük var. Ama şunu unutma; sen sadece genlerinden ibaret bir "robot" değilsin. Sen, o genlerin orkestra şefisin.
Bugün kendine bir iyilik yap. Belki bir dostunu ara, belki sevdiğin bir şarkıyı aç, belki de sadece derin bir nefes alıp "Ben değerliyim" de. Çünkü sen ne hissedersen, hücrelerin de o şarkıyla dans ediyor.
Kendi genlerine iyi bak, çünkü onlar seni çok dikkatli dinliyor.
Huzurla ve sevgiyle kal!