Türkiye’de 2026-2027 eğitim öğretim yılı, eğitim giderlerindeki yüksek artışın gölgesinde başladı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Ağustos 2026 verilerine göre tüketici fiyatları yıllık yüzde 31,51 artarken, eğitim hizmetlerindeki yıllık artış yüzde 53,44 oldu.
Böylece eğitim, ana harcama grupları arasında yıllık fiyat artışının en yüksek olduğu kalem olarak kayıtlara geçti. Eğitimi yüzde 43,46 ile sağlık, yüzde 39,77 ile konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar izledi.
Eğitim hizmetlerinde aylık fiyat artışı ise yüzde 8,62 olarak gerçekleşti. Aynı dönemde genel tüketici enflasyonu yüzde 1,84 oldu.
Ancak eğitim enflasyonu ile velilerin çocukları için yaptığı toplam harcama aynı kapsamı ifade etmiyor. Servis, yemek, kıyafet ve kırtasiye gibi giderler TÜFE’nin farklı harcama gruplarında takip ediliyor.
Eğitim hizmetlerinde artış yüzde 53,44
TÜİK verilerine göre eğitim hizmetlerindeki yıllık fiyat artışı, genel enflasyonun yaklaşık 22 puan üzerinde gerçekleşti.
Eğitim hizmetlerinin TÜFE sepetindeki ağırlığı ise yüzde 2,02 seviyesinde bulunuyor. Bu nedenle eğitim, yıllık artış oranında ilk sırada yer alsa da genel enflasyona katkısı gıda, ulaştırma ve konut gibi daha yüksek ağırlığa sahip harcama gruplarından daha düşük.
Eğitim hizmetlerindeki yıllık artış Ağustos 2025’te yüzde 60,91 olarak gerçekleşmişti. Bu yılki oran geçen yılın altında kalmasına rağmen eğitim, fiyat artışının en yüksek olduğu alan olmayı sürdürdü.
Ağustos ayında eğitimdeki fiyat artışında yükseköğretim ücretleri de öne çıktı. Yükseköğretim fiyatları bir yılda yüzde 102,69 arttı.
Devlet okulunda başlangıç maliyeti 81 bin lirayı aşıyor
Devlet okulunda eğitim ücretsiz olsa da öğrencinin okula başlaması için yapılan harcamalar aile bütçesinde önemli bir yük oluşturuyor.
Devlet okuluna giden bir öğrencinin yıllık maliyetini gösteren resmi ve Türkiye geneli tek bir ortalama bulunmuyor. Maliyet; öğrencinin yaşadığı kent, okulun eve uzaklığı, servis kullanımı, beslenme biçimi ve yardımcı kaynak ihtiyacına göre değişiyor.
Eğitim-İş’in Ankara fiyatlarını baz alarak hazırladığı 2026-2027 Okula Başlama Maliyeti Araştırması’na göre başlangıç giderleri geçen yıla göre yüzde 23 ile yüzde 29 arasında arttı.
Araştırmaya göre kırtasiye gideri ilkokul öğrencisi için 6 bin 363 lira, ortaokul öğrencisi için 7 bin 666 lira, lise öğrencisi için ise 10 bin 328 lira olarak hesaplandı.
İki takım okul kıyafeti, çorap, kışlık ayakkabı, kaban, eşofman ve spor ayakkabısından oluşan giyim gideri ise tüm kademeler için 15 bin 900 lira olarak belirlendi.
Servis kullanmayan bir öğrencinin yalnızca kırtasiye ve giyim gideri ilkokulda 22 bin, ortaokulda 23 bin, lisede ise 26 bin lirayı aşıyor.
Kısa mesafeli servis kullanılması halinde başlangıç maliyeti ilkokulda 64 bin, ortaokulda 65 bin, lisede 68 bin liranın üzerine çıkıyor.
Uzun mesafeli servis kullanan öğrencide ise başlangıç maliyeti ilkokulda 77 bin, ortaokulda 78 bin, lisede 81 bin lirayı aşıyor.
Yıllık eğitim faturası 155 bin liraya kadar çıkıyor
Okul alışverişi, ailelerin yıl boyunca karşılaştığı toplam eğitim maliyetinin yalnızca bir bölümünü oluşturuyor.
Yeni Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun paylaştığı eğitim maliyetleri analizine göre devlet okulunda okuyan bir ilkokul öğrencisinin yıllık gideri 70 bin 500 ile 110 bin 500 lira arasında değişiyor.
Bu hesaplamada kırtasiye ve yardımcı materyaller için 4 bin 500-6 bin lira, kıyafet için 4 bin-7 bin lira, evden hazırlanan beslenme için ise 15 bin-25 bin lira öngörülüyor.
Kantin ve günlük harçlık gideri yıllık 18 bin-27 bin lira, servis gideri ise 27 bin-40 bin 500 lira arasında hesaplanıyor.
Lise öğrencisinin yıllık eğitim gideri ise 84 bin liradan başlayarak 155 bin liraya kadar çıkabiliyor. Bu kademede teknoloji, ulaşım ve sınava hazırlık materyalleri toplam maliyeti artırıyor.
En büyük giderler yemek ve ulaşım
Eğitim-İş’in araştırmasına göre ilkokul öğrencisinin evden götürdüğü beslenme çantasının aylık maliyeti 2 bin 296 liraya ulaştı.
Ortaokul ve lise öğrencilerinde tost, ayran ve sudan oluşan kantin alışverişinin aylık maliyeti ise 2 bin 990 lira olarak hesaplandı.
Uzun mesafeli servis ile beslenme gideri birlikte değerlendirildiğinde aylık maliyet ilkokul öğrencisinde 8 bin 440 liraya, ortaokul ve lise öğrencilerinde ise 9 bin 134 liraya kadar çıkıyor.
Ankara’da öğrenci abonmanı kullanan bir çocuğun başlangıç ve ulaşım gideri de ilkokulda 28 bin, ortaokulda 29 bin, lisede 32 bin lirayı aşıyor.
Devlet okullarında kayıt ücreti tartışması
Milli Eğitim Bakanlığı, 2026-2027 eğitim öğretim yılı için 283 milyondan fazla ders kitabı hazırlayarak okullara dağıttı.
Bakanlık, e-Okul üzerinden otomatik gerçekleştirilen kayıtlarda velilerden kayıt parası veya başka bir ad altında zorunlu ücret talep edilemeyeceğini belirtiyor.
Mevzuata göre okul aile birliklerinin de velileri bağış yapmaya zorlaması ve kayıt döneminde bağış toplaması mümkün değil.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin de devlet okullarında kayıt ücreti veya zorunlu bağış uygulamasının bulunmadığını belirterek, gönüllü bağış ile kayıt için şart koşulan ödemelerin birbirinden ayrılması gerektiğini ifade ediyor.
Eğitim sendikaları ise yardımcı kaynak, temizlik, güvenlik ve bakım gibi bazı giderlerin farklı adlar altında velilere yansıtıldığını savunuyor.
Uzmanlara göre eğitim enflasyonu toplam maliyeti göstermiyor
Eğitim Reformu Girişimi (ERG) Kıdemli Politika Analisti Özgenur Korlu, TÜİK’in açıkladığı eğitim enflasyonunun velilerin yaptığı tüm harcamaları kapsamadığına dikkat çekiyor.
Korlu’ya göre servis, yemek, kırtasiye ve kıyafet gibi giderler farklı TÜFE gruplarında takip edildiği için yüzde 53,44’lük eğitim enflasyonu, ailelerin karşılaştığı toplam maliyetin yalnızca bir bölümünü gösteriyor.
Korlu, kira, gıda ve ulaşım gibi temel harcamalardaki artışın da ailelerin eğitim bütçesini daralttığını belirtiyor.
Ekonomik baskının bazı aileleri eğitim harcamalarında kısıntıya yöneltebildiğini belirten Korlu, kırtasiye ve yardımcı kaynak piyasasında düzenlemeler yapılması, düşük gelirli ailelere doğrudan eğitim desteği verilmesi ve okulların temel ihtiyaçlarının kamu tarafından daha fazla karşılanması gibi seçeneklere dikkat çekiyor.
Korlu ayrıca eğitim alanındaki rekabetin aileleri kurs, özel ders, dijital uygulama ve yardımcı kaynaklara yöneltebildiğini belirterek, okullar arasındaki imkân farklılıklarının azaltılmasının eğitim harcamaları üzerinde etkili olabileceğini ifade ediyor.
Sendikalar ücretsiz yemek ve ulaşım desteği istiyor
Eğitim-İş, yeni eğitim yılı nedeniyle yaptığı açıklamada eğitim giderlerinin aile bütçesinden kamu bütçesine taşınmasını istedi.
Sendikanın talepleri arasında tüm öğrencilere en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek ile temiz içme suyu sağlanması, kırtasiye ve ulaşım gibi temel giderlerin karşılanması ve okullara yeterli bütçe aktarılması bulunuyor.
Eğitim-Sen de beslenme, ulaşım, kıyafet, kırtasiye ve teknolojik araçların özellikle asgari ücretli, tek gelirli ve birden fazla çocuğu bulunan aileler açısından önemli bir maliyet oluşturduğunu belirtiyor.
Sendika, okul yemeği ve ulaşım desteğinin eğitim hakkının bir parçası olarak değerlendirilmesini ve okulların temizlik, güvenlik ve yardımcı personel ihtiyaçlarının kalıcı kamu istihdamıyla karşılanmasını talep ediyor.
Devlet okullarında öğrenim ücreti bulunmamasına rağmen, öğrencinin eğitim sürecini sürdürebilmesi için gereken yemek, ulaşım, kırtasiye, kıyafet ve diğer yan giderler ailelerin toplam eğitim faturasını artırmaya devam ediyor.



