EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü öncülüğünde düzenlenen programda orman yangınları bütüncül bir yaklaşımla ele alınırken, etkinliğe konuşmacı olarak katılan Yangın Ekoloğu Doç. Dr. Okan Ürker orman yangınlarının yalnızca söndürülmesi gereken afetler olmadığını ekolojik, sosyal ve ekonomik boyutları olan süreçler olduğunu vurguladı. 1950'li yıllardan itibaren orman kanunu ile zarar verdiği gerekçesiyle ormandan uzaklaştırılan keçilerin aslında orman zararlısı değil ormanı yangınlardan koruyan en önemli unsurlar olduğunu belirten Ürker, keçi otlatmasının yasaklanmasının ardından yangınların büyük felaketlere dönüştüğünün altını çizdi.
ORMANDA OTLAYAN HAYVANLAR YANGININ YAYILIM HIZINI DÜŞÜRÜYOR
Ormanda otlayan hayvanların yerdeki yanıcı bitkileri yiyip alan temizliği yaptığını ve bu sayede olası yangınların yayılmadan söndürüldüğünü ifade eden Doç. Dr. Ürker, orman mera ve hayvancılığın entegre edildiği silvopastoralizm modelinin önemine değindi. Avrupa'nın Akdeniz kuşağında keçi koyun sığır ve at gibi otlayan türlerin geleneksel yöntemlerle orman altı örtüsünü temizlemesinin yangın riskini azalttığını belirten Ürker, Portekiz ve İspanya ortaklığındaki LIFE SILFORE Projesi ile yanıcı madde yükünün yüzde 40 ile 60 oranında azaltıldığını kaydetti.
İSPANYA'DA ÇOBANLAR VE SÜRÜLERİYLE YANGINLA MÜCADELE EDİLİYOR
Türkiye'de yaklaşık 76 yıldır çobanlar ve sürüleri ormandan uzaklaştırılırken İspanya'da devlet eliyle ormanların çobanlar vasıtasıyla korunduğuna dikkat çeken Ürker, Endülüs Bölgesi'nde yürütülen RAPCA projesinde akıllı tasma ve sanal çit teknolojilerinin kullanıldığını söyledi. Çobanlara yıllık otlatma planları verilerek yüksek riskli alanlarda kontrollü otlatma yapıldığını belirten Doç. Dr. Okan Ürker, aynı sistemin Türkiye'de uygulanması durumunda hem büyük yangınların önlenebileceğini hem de ülkeye ciddi bir ekonomik gelir sağlanabileceğini ifade etti.



