Kültür-Sanat

Eserlerinde Ortak Geometrik İmza Bulundu

Mimar Sinan’ın yüzyıllardır ayakta kalan eserlerinin ardındaki tasarım sistemi üzerine yürütülen yeni bir akademik çalışma dikkat çekti. Topkapı Sarayı’ndaki bir mimari detaydan yola çıkan araştırma, Selimiye Camii ve Hürrem Sultan Hamamı’nda da aynı geometrik düzenin kullanıldığını ortaya koydu.

Mimar Sinan, Selimiye Camii, Topkapı Sarayı ve Osmanlı mimarisi üzerine yapılan yeni bir araştırma, Türk mimarlık tarihinin en büyük ustalarından birinin eserlerinde kullandığı tasarım anlayışına ilişkin dikkat çekici bulgular ortaya koydu. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Fırat Diker tarafından yürütülen çalışma, Sinan’ın yapılarında tekrar eden geometrik bir sistem kullandığını öne sürüyor.

Topkapı Sarayı’ndaki detay araştırmanın çıkış noktası oldu

Araştırmanın merkezinde, İstanbul’daki Topkapı Sarayı Harem Dairesi içerisinde bulunan III. Murad Has Odası yer aldı. Yapının cephesinde bulunan ve uzun yıllardır dekoratif bir unsur olarak değerlendirilen dairesel taş motif, yapılan incelemelerde farklı bir anlam kazandı.

Prof. Dr. Hasan Fırat Diker, Osmanlı mimarisinde alışılmış örneklerden farklı görünen bu dairesel yapının yalnızca süsleme amacı taşımadığını belirtti. Çalışmaya göre söz konusu motif, Mimar Sinan’ın eserlerinde kullandığı geometrik sistemin anlaşılmasını sağlayan önemli bir anahtar niteliği taşıyor.

Mimar Sinan’ın geometri anlayışı yeniden yorumlandı

Araştırmada Mimar Sinan’ın vakfiyesi de incelendi. Vakfiyede kendisini geometri biliminin öncülerinden Öklid ile ilişkilendiren ifadelerden hareket eden ekip, Sinan’ın mimari yaklaşımını matematiksel açıdan değerlendirdi.

İncelemeler sonucunda yapıların planlarından kubbelerine, pencere yüksekliklerinden baca ölçülerine kadar birçok unsurun belirli daire ve kare modüllerinin katları şeklinde düzenlendiği tespit edildi. Çalışma, Sinan’ın mimari tasarımlarında rastlantısal ölçüler yerine sistematik bir geometrik dil kullandığını ortaya koyuyor.

Selimiye Camii’nin sırrı da aynı sistemde bulundu

Araştırmanın ikinci aşamasında Edirne’de bulunan Selimiye Camii ele alındı. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan ve Mimar Sinan’ın “ustalık eserim” olarak tanımladığı yapı üzerinde yapılan ölçümlerde benzer sonuçlara ulaşıldı.

Selimiye Camii’nin ana kubbesini taşıyan payelerin çapları, minare gövdeleri, kubbe açıklıkları ve yapı yüksekliği arasında belirli oranların tekrar ettiği belirlendi. Araştırmaya göre caminin temel mimari bileşenleri aynı geometrik modülün farklı ölçeklerde uygulanmasıyla oluşturuldu.

Çalışmada, kubbeyi taşıyan ayakların yüksekliği, kubbe açıklıkları ve merkez yüksekliği gibi kritik unsurların aynı temel ölçü sistemine bağlı olduğu ifade edildi.

Hürrem Sultan Hamamı da aynı matematiksel düzeni taşıyor

Araştırma yalnızca Selimiye Camii ile sınırlı kalmadı. İstanbul’daki Hürrem Sultan Hamamı üzerinde yapılan analizlerde de benzer bir yaklaşım tespit edildi.

Yapının dış ölçülerinden duvar kalınlıklarına kadar birçok unsurun kare temelli geometrik bir hiyerarşiyle şekillendiği görüldü. Çalışma, Sinan’ın farklı yapı türlerinde aynı tasarım mantığını farklı biçimlerde uyguladığını ortaya koydu.

438 yıl sonra gelen yeni yorum

Bilimsel çalışma, “Decoding Sinan’s Architectural Language: Modular Design Through Geometric Recursion” başlığıyla uluslararası Nexus Network Journal dergisinde yayımlandı.

Araştırmaya göre Mimar Sinan’ın eserlerinde görülen daire ve kare temelli modüler sistem, yalnızca estetik bir tercih değil; aynı zamanda yapıların taşıyıcı düzenini ve mimari bütünlüğünü belirleyen temel unsur olarak kullanıldı.

Yüzyıllardır ayakta kalan Selimiye Camii, Topkapı Sarayı’ndaki III. Murad Has Odası ve Hürrem Sultan Hamamı üzerinde yapılan incelemeler, Osmanlı mimarisinin en büyük ustasının geometrik prensipleri sistemli biçimde kullandığına dair yeni bir akademik değerlendirme ortaya koymuş oldu.