Kendi alanı olmamasına rağmen sıfırdan yazılım dünyasını öğrenen Öztürk eğitimden sağlığa, seyahatten maneviyata uzanan geniş bir yapay zeka ekosistemi kurdu. Aydın Meslek Yüksekokulu Elektronik ve Otomasyon Bölümü Öğr. Gör. Mehmet Can Hanaylı ile şimdilerde dünyada benzeri olmayan yapay zeka destekli bir İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) projesiyle şantiyelerde devrim yapmaya hazırlanıyor.

Akademik bilginin pratik ve sektörel çözümlere dönüşebileceğini kanıtlayan bu ortak çalışma, "LearningDNA" ana platformu etrafında şekillendi. Geliştirilen bu vizyonun sadece teorik bir yazılım başarısı olmadığını vurgulayan Öztürk ve Hanaylı, yapay zeka ajanlarının sağlık, turizm ve şantiye güvenliği gibi birbirinden tamamen farklı alanlardaki gerçek dünya problemlerine doğrudan yanıt verdiğini dile getirdi. Teknolojik atılımın temelinde ise somut bir piyasa ihtiyacı ve yüksek maliyetler karşısında bir mühendisin inisiyatif almasının yattığı kaydedildi.

DİJİTAL SEKRETERLİK DÖNEMİ

Sağlık çalışanlarının en büyük sorunlarından biri olan yoğun iş yükü ve zaman darlığına yapay zeka tabanlı bir çözüm ürettiklerini belirten Öğretim Görevlisi İbrahim Engin Öztürk, bu fikrin temelinde doktorlara süre kazandırma düşüncesinin yattığını dile getirdi. Öğr. Gör. Mehmet Can Hanaylı’nın geçmişte tıp alanına yönelik geleneksel kodlama çalışmaları olduğunu hatırlatan Öztürk, günümüzde ise bu süreci yapay zeka ajanları ve dijital asistanlar tasarlayarak bir üst boyuta taşıdıklarını ifade etti. Geliştirilen yapay zekanın muayene odasındaki hasta ve doktor konuşmalarını analiz edebildiğini kaydeden Öztürk, bu sistemi tam 6 bin saatlik gerçek hasta-doktor diyaloğunu yapay zekaya dinleterek eğittiklerini aktardı. Sağlık sektörünün barındırdığı riskler ve yapay zekaya güvenilirlik hususundaki soruları da yanıtlayan Öztürk, tasarladıkları ajanların doktorların tıbbi kararlarına ya da uzmanlık alanlarına kesinlikle müdahale etmediğini vurguladı. Geliştirilen teknolojinin tamamen bir rehber niteliğinde olduğunu ve işleri pratikleştirmeyi amaçladığını söyleyen Öztürk, sistemin daha çok ofis ve sekreterlik süreçlerini yönettiğini belirtti. Yapay zekanın doktorlar adına arama yapma ve randevu oluşturma gibi idari görevleri üstlendiğini ifade eden Öztürk, bu sayede hekimlerin hastalarına daha fazla kaliteli zaman ayırabileceğine dikkat çekti. Yapay zekanın tıbbi süreçlerdeki verimliliğine dair MR (Emar) çekimlerinden çarpıcı bir örnek veren Öztürk, sağlık sistemindeki en büyük problemlerden birinin sıra beklemek olduğunu hatırlattı. Geliştirilen teknolojik mantık sayesinde bir hastanın MR çekiminin yüzde 40'lık bir kısmının gerçekleştirilmesinin yeterli olabileceğini savunan Öztürk, görüntünün geri kalan eksik kısmının yapay zeka algoritması tarafından başarıyla tamamlanabileceğini sözlerine ekledi. Bu yöntemle normalde bir saat süren bir çekim işleminin 40 dakikaya kadar düşürülebileceğini belirten Öztürk, teknolojinin hastanelerdeki yoğunluğu azaltmada kilit rol oynayacağını ifade etti.

KÜRESEL VE MANEVİ MODELLEME

Teknoloji ile maneviyatın birbirinden uzak konular olarak algılanmasına rağmen, geliştirdikleri modelle bu iki alanı dijital bir zeminde buluşturduklarını belirten Öztürk, yapay zekayı bir manevi rehberlik ve içsel yolculuk aracına dönüştürdüklerini ifade etti. İnsanların dijitalleşen dünyada manevi alanda da güvenilir ve hızlı bilgiye ulaşma ihtiyacı duyduğuna dikkat çeken Öztürk, tasarladıkları sistemin kullanıcıların anlık duygusal durumlarını analiz ederek, bu durumlara uygun ayetler ve fıkhi metinler üzerinden anlamlı bir etkileşim sağladığını dile getirdi. Sistemin sadece bir bilgi bankası olmadığını vurgulayan Öztürk, rüya tabirlerinden ebced hesabına kadar kültürel ve dini mirasa ait unsurları yapay zeka algoritmasıyla modellediklerini aktardı. Projenin toplumsal hafıza ve kültürel aktarım boyutuna da değinen Öztürk, sistem bünyesinde oluşturdukları özel bir bölüm sayesinde ailelerin gelecek nesillerine dijital birer nasihat, bilgi ve değer mirası bırakmasına olanak tanıdıklarını söyledi. Gelişen teknolojinin insanları köklerinden koparmak yerine, geleneksel bağları güçlendiren bir köprü vazifesi görebileceğini savunan Öztürk, bu sayede kuşaklar arası kültürel aktarımın yapay zeka aracılığıyla güvenli ve kalıcı bir dijital boyuta taşındığını sözlerine ekledi. Hanaylı ise sürecin teknik boyutunda, hassas dini ve manevi verilerin yapay zeka tarafından manipüle edilmeden, aslına uygun ve manipülasyondan uzak bir biçimde işlenmesi için özel filtreleme algoritmaları kullandıklarını belirtti.

Başkan Yetişkin’den Duygusal Mesaj
Başkan Yetişkin’den Duygusal Mesaj
İçeriği Görüntüle

ŞANTİYELERDE SANAL ÇİT DEVRİMİ

Şu an dünyada benzeri olmayan bir teknolojik altyapıyla kurgulandığını belirten Öztürk, bu projenin doğrudan insan hayatını korumaya ve şantiyelerdeki ölümcül iş kazalarını engellemeye odaklandığını ifade etti. Projenin teknik ve operasyonel işleyişine dair detayları paylaşan Mehmet Can Hanaylı, şantiyelerdeki sensörler, giyilebilir teknolojiler ve kameralardan gelen anlık verilerin yapay zeka tarafından saniyeler içinde işlendiğini dile getirdi. Bu sayede riskli ve tehlikeli bölgelerin etrafında yapay zeka eliyle dinamik bir "sanal çit" oluşturulduğunu kaydeden Hanaylı, yetkisiz, baret ya da yelek gibi gerekli koruma ekipmanı olmayan bir personelin bu tehlikeli sınıra yaklaşması durumunda sistemin anında elektronik uyarı sinyalleri ürettiğini belirtti. İnşaat sahalarının son derece devingen ve riskli alanlar olduğunu hatırlatan Öztürk, bu yapay zeka entegrasyonu sayesinde insan hatasından kaynaklanan iş kazalarını ve ölüm risklerini minimize etmeyi, hatta tamamen sıfıra indirmeyi hedeflediklerini vurguladı. Sektördeki geleneksel İSG denetimlerinin genellikle olay gerçekleştikten sonra raporlama üzerine kurulu olduğuna dikkat çeken akademisyenler, geliştirdikleri projenin ise kazayı daha gerçekleşmeden önleyen proaktif bir güvenlik kalkanı olduğunu sözlerine ekledi.

Muhabir: Haber Merkezi