Belediyelere yönelik yürütülen yolsuzluk iddiaları ve kovuşturmaların, sistemin görünmez kuralları ile psikolojik destekleri eşliğinde milli iradeyi şekillendirme ve gasp etme amacı taşıdığını savunan Uzunırmak, gerçekleştirilen bu operasyonların usulsüz olduğunu dile getirdi. Normal şartlarda belediyelerin Sayıştay denetçileri ve İçişleri Bakanlığı müfettişleri tarafından denetlenip usulünce sorgulanması gerektiğini, adli yolların ise ancak bu denetimler sonucunda açıldığını hatırlattı. Savcılık ile emniyet birimlerinin doğrudan müdahalesinin yalnızca suçüstü hallerinde hukuki bir temele dayanabileceğini belirtti.
MUHALEFETE YÖNELİK SEÇİCİ OPERASYONLAR
Yapılan operasyonların ağırlıklı olarak muhalefete, özellikle de ana muhalefet partisine yönelik olduğuna dikkat çeken açıklamada, iktidar mensubu bakanlıkların ve iktidar belediyelerinin Sayıştay ile bakanlık denetim raporlarında yer alan çok sayıda yargılanma gerektiren tespitlerine rağmen gündeme getirilmediği ifade edildi. İktidar tarafına geçen veya koruma sağlayan şaibeli kişilerin kovuşturmalardan kurtulabildiği, hatta illerine imtiyazlı yatırımlar getirebildiği vurgulandı. Bu durumun parti değiştirenlerin ödüllendirilmesine, başka yörelerin ise cezalandırılmasına yol açtığını belirterek, kamu gücünün tarafsız, adil ve herkese eşit şekilde uygulanması gerektiğinin altını çizdi.
KAMU GÜCÜNÜN MAKSATLI KULLANIMI VE BASKI
Kamu gücü ve kaynaklarının taraflı biçimde kullanılarak sivil toplum kuruluşları gibi siyasi baskı gruplarının ve muhalefetin sindirilmeye veya iktidar yanında yer almaya zorlandığını belirten Uzunırmak, bu yöntemlerle birçok kez başarı elde edildiğini ifade etti. Vatandaşların ve kurumların iktidar denetimindeki bakanlıklar ve il müdürlükleriyle iş yaptıklarında yandaş olunmadığı takdirde işlerinin görülmediğine dikkat çekti.
BELEDİYELER MUHALEFETİN NEFES ALMA ALANIDIR
Ülkede halkın demokratik tepkisini açıkça ortaya koyabileceği tüm zeminlerin zayıflatıldığı, örgütlü toplum olarak geriye sadece cemaatler ve tarikatların bırakıldığı savunuldu. İki bloklu partili Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminde vatandaşın tepkisini gösterebileceği ve muhalefetin örgütlü hareket edebileceği yegane kurumların belediyeler olduğu vurgulandı. Belediyelere yönelik operasyonların temel sebebinin de bu durumdan kaynaklandığı ifade edilerek yaşananların kamu gücü ve kaynakları usulsüz kullanılarak gerçekleştirilen bir milli irade gaspı olduğu sonucuna varıldı.