AK Parti Aydın İl Başkanı Mehmet Erdem, tartışmaların büyümesi üzerine WhatsApp grupları aracılığıyla yazılı bir basın açıklaması yapma gereği duydu.
Elvan Çetin’in köşe yazısında; İl Başkanlığı’nın uzun süre sessiz kalması, kamuoyunun sorularının yanıtsız bırakılması ve siyasi sorumluluğun göz ardı edilmesi sert bir dille eleştirilmişti. Yazının Aydın kamuoyunda ve siyasi kulislerde ses getirmesinin ardından Mehmet Erdem’in açıklama yapması, “gecikmiş ama mecbur kalınmış bir açıklama” olarak yorumlandı.
Yapılan açıklamada Mehmet Erdem, Kerim Toker’i yaklaşık 30 yıldır tanıdıklarını ve Toker’in dört dönemdir, yaklaşık 10 yıldır AK Parti Aydın İl Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptığını belirtti. Toker hakkında 2022 yılında gerçekleştiği ifade edilen borsa manipülasyonu iddiası nedeniyle Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından 6 ay süreyle işlem yasağı uygulandığını kabul eden Erdem, bu süreçte kendilerine intikal eden herhangi bir adli tahkikat bilgisinin bulunmadığını savundu.
Ancak açıklamada yer alan bu ifadeler, kamuoyunda “SPK yaptırımı siyasi sorumluluk doğurmaz mı?” sorusunu yeniden gündeme getirdi. Zira Kerim Toker’in söz konusu dönemde İl Yönetim Kurulu Üyesi ve İl Başkan Yardımcısı olarak görevine devam ettiği, 10 Ocak 2025’te yapılan il kongresinde de yeniden yönetime alındığı bizzat Erdem tarafından doğrulandı.
Mehmet Erdem, Kerim Toker’in İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında 7 Ocak 2026’da gözaltına alındığını ve aynı gün İl Başkan Yardımcılığı, İl Yönetim Kurulu Üyeliği ile parti üyeliğinden istifa ettiğini belirtti. Toker ile kendisi ya da il yönetimindeki diğer isimler arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını da özellikle vurguladı.
Açıklamanın dikkat çeken bir diğer bölümü ise, yaşanan sürecin “partiye ve şahsına yönelik bir yıpratma kampanyasına dönüştürülmek istendiği” iddiası oldu. Erdem, basın ve sosyal medyada yer alan iddialarla ilgili hukuki süreç başlatılacağını kamuoyuna duyurdu.
Ancak Aydın’da siyasi çevreler, açıklamanın içeriğinden çok zamanlamasına ve yöntemine dikkat çekiyor. Günlerdir kamuoyunun beklediği açıklamanın resmi bir basın toplantısı yerine WhatsApp gruplarından paylaşılması, şeffaflık tartışmalarını beraberinde getirirken açıklamanın köşe yazısından sonra gelmesi ise dikkatlerden kaçmadı.
Aydın kamuoyunda oluşan genel kanaat, bu açıklamanın bir bilgilendirmeden ziyade, artan kamuoyu baskısı ve köşe yazısının yarattığı etki sonucu yapılmış bir “savunma refleksi” olduğu yönünde. Tartışmaların önümüzdeki günlerde yalnızca hukuki değil, siyasi boyutuyla da devam etmesi bekleniyor.