Mutlak butlan ha geldi, ha gelecek derken,
Beklendiği gibi Aydın'a da uğradı.
CHP İl Başkanı Hikmet Saatçı görevden alındı.
Yerine ise Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın resmî olmayan açıklamasıyla Süha Bayırlı'nın görevlendirildiğini öğrendik.
Bir kesime göre bu bir yeniden yapılanma.
Diğer kesime göre ise demokrasiye gölge düşüren bir süreç.
Yorumlar farklı.
Gerçek değişmiyor.
MYK kararının ardından Hikmet Saatçı da kararı tanımadığını açıkladı.
İl başkanlığı binasını terk etmeyeceğini söyledi.
Ve beklenen süreç başladı.
...
Karar duyulur duyulmaz Aydın basını il başkanlığındaydı.
Siyaseti okuyabilen birkaç partili de...
Olması gereken yerdeydiler.
Peki ya olması en çok beklenenler?
İşte asıl soru burada başlıyor.
Gazeteciler zaten il binasında nöbette.
Ama partinin ana kadrolarının önemli bir bölümü ortada yok.
İnsan ister istemez soruyor.
Bugün orada olmayacaksanız,
Hangi gün olacaksınız?
Çünkü o gün sıradan bir gün değildi.
Fiilen il başkanlığı yönetimi görevden alınıyordu.
O çatı altında görev yapan insanlar MYK kararıyla yönetimden uzaklaştırılıyordu.
Bundan daha kritik hangi gün olabilirdi?
...
Üstelik bu karar gökten zembille inmedi.
Günlerdir kulislerde konuşuluyordu.
Ayak sesleri duyuluyordu.
Hatta Kemal Kılıçdaroğlu ile Süha Bayırlı'nın günler önce verdiği fotoğraf bile sürecin hangi yöne ilerlediğini gösteriyordu.
İl başkanı belirlenmeden görevden alma yapılmayacağı zaten konuşuluyordu.
Bütün işaretler aynı noktayı gösterirken...
Nasıl bu kadar rahatsınız!
...
Burada mesele Hikmet Saatçı değil.
Süha Bayırlı da değil.
Mesele siyaset yapma biçimi.
Mesele süreci okuyabilmek.
Mesele gelişmeler yaşanmadan önce pozisyon alabilmek.
Siyaset sadece açıklama yapmak değildir.
Siyaset, olabilecekleri önceden görebilmektir.
...
CHP Milletvekili Bülent Tezcan yaptığı açıklamada üç kavramın altını çizdi.
"Adaysızlaştırma..."
"Lidersizleştirme..."
"Kurumsuzlaştırma..."
Peki ben de başka üç kavram sayayım.
Aidiyetsizlik...
Öngörüsüzlük...
Siyasi liyakatsizlik...
Çünkü bugün tartıştığımız sonuçlar.
Oysa siyaset, sonuçlar üzerinden değil süreçler üzerinden okunur.
Süreci okuyamayan,
Sonuca seyirci kalır.
...
Koskoca il başkanı görevden alınıyor.
Organizasyon yok.
Hazırlık yok.
Kamuoyu oluşturma çabası yok.
Sadece birkaç slogan…
Birkaç alışılmış konuşma...
Ve kapanış...
Kusura bakmayın.
Ama buna siyaset denmez.
Ben buna artık "siyasetimsi" diyorum.
Çünkü siyaset; kriz anında ortaya çıkmaktır.
Sorumluluk almaktır.
Mücadele etmektir.
Sadece fotoğraf karesine girmek değildir.
...
İsim isim yazmıyorum.
Zaten herkes kendini biliyor.
Yazınca da küsen çok oluyor.
Aydın siyasetinde son yılların en yaygın refleksi bu galiba.
Eleştiriye değil...
Eleştirene küsmek.
Oysa siyaset biraz da hesap verebilme işidir.
Bugün yaşanan tabloyu önce yönetim sorgulamalı.
Sonra partililer.
Sonra seçmen.
Çünkü siyaset sadece kazanırken alkış almak değildir.
Kaybederken de sorumluluk almaktır.
Bence bu ayıp herkese yeter.