Bazı fotoğraflar vardır; tek kareyle çok şey anlatır.
Özellikle siyasette bu fotoğraflar daha belirgindir. Satırlarca yazılan yazılar, inkar, karşı çıkma filan bir anda anlamsız kalır. Yan yana duruşlar, ön plana çıkarılan isimler, özellikle “her şey yolunda” mesajı verme çabası. Bunlar çoğu zaman en büyük kırılmaların habercisidir.
Özlem Çerçioğlu’nun parti değişikliğinin ardından, AK Partili Vekil Seda Sarıbaş’la verilen “uyum” görüntüleri tam olarak böyle okunmalı. Çünkü bu filmi Aydın siyaseti daha önce izledi.
Yıllar önce Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’le yaşanan süreçte de benzer pozlar servis edilmiş, benzer haberler yaptırılmıştı. Soğuk savaşın tam ortasında herkes her şeyi biliyordu ama aynı taktik sahnedeydi. O günlerde de kamuoyuna “sorun yok” deniliyordu. Sonrasında ise en sert kopuşlardan biri yaşandı.
Bugün yaşananlar, o günlerin neredeyse birebir kopyası.
24 Ocak’ta Cumhurbaşkanı’nın Aydın ziyaretinde çekilen fotoğraflara dikkatli bakmak yeterli. Sürekli ön planda olan bir Seda Sarıbaş, sürekli yanında duran bir Özlem Çerçioğlu ve bunu dengelemeye çalışan bir algı yönetimi. Bu yakınlık, kulislerde konuşulan ve dedikodu sınırını aşan iddiaları da besliyor.
Seda Hanım’ın Büyükşehir Belediye Başkanlığı için zemin yokladığını ve potansiyel bir aday olduğu konusunda da hemfikiriz sanırım.
Resmiyete dökülmese de bu işleri hepimiz biliyoruz ki böyle başlar, aday açıklandığında da biz zaten biliyorduk olur. Ama siyaset, çoğu zaman söylenmeyenlerin üzerinden okunur. Aşırı vurgulanan uyum, genellikle alttan alta bir gerilimin varlığına işaret eder.
Hafızası olanlar için bu tablo yabancı değil. Arşivler hâlâ duruyor, isteyen açıp bakabilir.
Bir de işin başka bir boyutu var ki, o da dikkat çekici
Özlem Çerçioğlu’nun parti değişikliğiyle birlikte tarzında yaşanan dönüşüm gözlerden kaçmıyor.
CHP döneminde daha rahat, daha günlük bir görünüm tercih eden Çerçioğlu’nun, AK Parti’ye geçtikten sonra daha klasik ve daha “resmî” bir çizgiye yöneldiği açık. Bu değişim sadece kıyafetle sınırlı değil; ayakkabıdan aksesuara kadar uzanan bir bütünlükten söz ediyorum.
Yer yer eleştirilen ayakkabı tercihlerinde bile son dönemde bir farklılaşma var. Daha özenli seçimler, daha dikkatli kombinler. Takılar çoğalmış, renk skalası daha kurumsal bir yüzeyde genişlemiş. Siyah ağırlıklı klasik tarzla başlayan dönüşüm yerini kahverengi tonları ve farklı renklere bırakmaya başlamış.
Bu değişimin, Seda Sarıbaş’la daha sık yan yana görünmeye başlanan döneme denk gelmesi ise elbette dikkat çekici.
İnsan ister istemez şunu düşünüyor:
Yanınızda geçmişten gelen donanımıyla vitrin değeri yüksek bir isim varken, siz de vitrini yenileme ihtiyacı hissediyorsunuz.
Takı demişken Seda Hanımdan alışık olduğumuz Şahmeran olarak bilinen bilekliği Özlem Hanımın da takmaya başlaması dikkatlerimizden kaçmadı.
Kadınlar estetiğe ve zerafete karşı koyamazlar; yakışmış diyelim. Uzun lafın kısası burada asıl mesele kişisel zevk değil.
Makam sahibi olmak, temsil sorumluluğunu da beraberinde getirir. Bir belediye başkanının kılık kıyafeti; bulunduğu koltuğun ağırlığıyla, temsil ettiği kurumla ve yönettiği şehirle uyumlu olması gerekir. Bu düzenden sadece başkanlar değil, etraflarındaki danışmanlar ve özel kalemler de sorumludur.
Sayın danışmanlar, kendi görüntülerine gösterdikleri hassasiyeti, yönettikleri ya da yönlendirdikleri isimlere de göstermek zorundalar. Çünkü bu iş sadece estetik değil, kamusal bir meseledir. Temsil, ciddiyet ister.
Son söz şu:
Siyasette hiçbir görüntü masum değildir.
Yan yana durulan her kare, bir mesaj taşır.
Ben yine az dedim, siz çok anlayın.
Kalın sağlıcakla.