Pedikür

Aydın’ın zaten hareketli olan gündemi önümüzdeki süreçte daha da hızlanacak gibi görünüyor.

Yeni valimiz göreve başladı ve daha makam koltuğuna oturmadan ayağının tozuyla kendini sokağa attı.

Açıkçası uzun zamandır bürokrasi tarafında görmeye alışık olmadığımız bir tempo ile başladı göreve. Esnaf ziyareti, pazar turu, şehir hastanesi derken kısa sürede ciddi bir saha trafiği oluştu.

Bir de şu detay önemliydi…

Tebrik için çiçek gönderilmesini istemeyip bağış yapılmasını tercih etmesi. Özellikle öğrencilere burs sağlayan vakıflar ve Türk Silahlı Kuvvetleri Vakfı’nı işaret etmesi toplumda da karşılık buldu.

Ama işin başka bir tarafı daha var.

Sahaya inen yönetici sadece vatandaşın gönlünü kazanmaz, aynı zamanda kurumların da ezberini bozar.

Çünkü masaya gelen rapor başka şey söyler, sokaktaki vatandaş başka şey anlatır.

Açık konuşmak gerekirse Vali bey'in bu hareketliliği alışılmışın dışında bir mesaj da içeriyor bence,

Yani demem o ki ki Sn. Siyasetçiler, İdareciler ve özellikle kurumlar bu yeni dönemde çok dikkatli olmanız gerekecek.

Çünkü vatandaşın arasına karışan yönetici, masaya gelen rapordan çok sahadaki gerçeği görür.

Anlaşılan o ki Aydın’da artık makamdan çok sahadan yönetilen bir süreç izlenecek.

***

Didim’deki pazarlara Acarlarlı pazarcı esnafının alınmadığı ve rekabetin ortadan kalkmasıyla birlikte fiyatların ciddi şekilde arttığı yönündeki iddiaları haberleştirmiştik.

Haberimizin ardından Didim Belediyesi bir video yayınladı.

Başkan Gençay Çarşamba pazarını gezdi, görüntülerde Acarlarlı pazarcılar da vardı ve röportajlarda durumun söylendiği gibi olmadığı ifade edildi.

Ancak işin başka bir tarafı daha var. Acarlarlı pazarcılar, asıl ambargonun en büyük pazar olan Cumartesi pazarında yaşandığını söylemeye devam ediyor.

Yani mesele kapanmış değil.

Didim Belediyesi’nde iletişimi sağlayan görevlilerle sağlıklı iletişim kuramadığımız gibi yine aynı kopukluk sebebiyle Başkan Gençay ile de temas kurmak gerçekten zor.

Keşke haberi hazırladığımızda biz bu uygulamayı çarşamba pazarında değil Cumartesi pazarımızda uyguladık deselerdi veya aksini.

Ne bir açıklama, ne bir tekzip geldi.

İletişim kurmakta da zorlanıyoruz, sadece ben de değil bir çok arkadaşımız bu dertten muzdarip.

Teyit alabilsek böyle kaos yaşanmayacaktı belki de..

İşin komik tarafı da şu;

Yakında imza toplayıp basın mensupları olarak size erişemiyoruz Hatice Başkanım diye haber yayınlasak eminim görüştüklerini hatrı sayılır miktarda gazeteci arkadaşlarımızla röportaj yapıp “basına ambargo koyduğumuz söyleniyor ne diyorsunuz” diyecekler gibi bir izlenim aldım.

Bir şeyi de artık net söylemek lazım.

Bu şehirde kim hangi konuyu yazarsa hemen bir tarafa yapıştırılıyor.

Bir gün bir belediyeyi eleştiriyorsunuz “öteki tarafın adamı” oluveriyorsunuz. Ertesi gün başka bir kurumu yazıyorsunuz bu kez başka yere konumlandırılıyorsunuz.

Herkes gazeteciyi kendi mahallesine göre hizaya sokmaya çalışıyor.

Kimsenin tarafı değiliz.

Kim yanlış yapıyorsa, kim kamu menfaatine uygun olmayan bir işin içinde anılıyorsa, kim hakkında ciddi iddialar varsa yazmaya devam ediyor ve edeceğiz de.

Kimin hatasını dile getirsek bizi karşı tarafın yandaşı olmayla suçladığı dedikodularını da duyuyorum.

Bugün onu yazınca “öbür tarafçı”, yarın bunu yazınca “beriki tarafçı”

Her gün başka bir yön çiziyorlar.

Allah akıl fikir versin.

Pedikür değil ki bu iş kardeşim,

Törpüyü bir öyle bir böyle çevirelim. Herkes işini yapsa zaten bu kadar gürültü kopmayacak.