Koşmayan Atı Vururlar

"Koşmayan atı vururlar" Bu çarpıcı ve bir o kadar da acımasız söz, yalnızca vahşi bir hayatta kalma mücadelesini değil, aynı zamanda zirveye giden o dolambaçlı, sarp ve tavizsiz yolların doğasını da en yalın haliyle özetlemektedir. Aydın siyasetinden, Türkiye siyasetine veya büyük bir davanın doğası beklemeyi, duraklamayı affetmez. İster bir kentin sokaklarında değişimi örgütleyen belediye reisi olsun, ister uluslararası arenada karmaşık diplomatik krizleri yöneten, devletin bekasını omuzlayan bir ulusal figür olsun, oyunun kuralı değişmez. Koşmayan atı vururlar.

Zafer, dışarıdan bakıldığında çoğu zaman anlık bir kutlama, bir bitiş çizgisi ve mazbata alma töreni gibi algılanır. Ancak o noktaya ulaşanların geçtiği yollar, ihanetler, ağır mağlubiyetler, uykusuz geceler ve sürekli bir var olma savaşıyla döşelidir. Devlet yönetimi ve liderlik, salt bir vizyon işi olmanın çok ötesinde, muazzam bir dayanıklılık ve hayatta kalma testidir. Koşmaya başlayan atanmış ya da atanarak seçilmiş kişi, sıradan yaşamın konforundan tamamen feragat etmiş, kendi sınırlarını sürekli olarak zorlamayı kabul etmiş demektir.

Milletlerin ve devletlerin kaderini değiştiren, bağımsızlık mücadelelerinden zaferle çıkmış veya küresel fırtınalarda gemisini limana yanaştırabilmiş isimlerin ortak özelliği sadece zekâları değildir. Onları farklı kılan, şartlar ne kadar ağır olursa olsun "koşmaktan" asla vazgeçmemeleridir. Zira bilirler ki, tökezleyen acımasızca eleştirilir, duran unutulur, koşmayan ise vurulur.

Sonuç olarak, uzaktan imrenerek bakılan makamlar ve kazanılmış büyük zaferler, aslında ödenmiş ağır bedellerin birer faturasıdır. Kürsüde alkışlanan bir lideri veya inandığı dava uğruna zafere ulaşmış bir ismi izlerken, sadece o parıltılı anı değil, geride bırakılan o soluksuz ve yıpratıcı koşuyu da hatırlamak gerekir. Çünkü o sahneye çıkabilmelerinin yegâne nedeni, "koşmayan atların vurulduğu" o acımasız arenada, her şeye rağmen yola devam etme cesaretini göstermiş olmalarıdır. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmalarında sıkça dile getirdiği; ‘’aşk ile koşan yorulmaz’’ şeklindeki cümle de koşmak ve durmamak üzerinedir. Çünkü çok iyi biliyor ki durduğu zaman, koşmanın gerisine düşecektir.

Siyaset arenasına çıkan, liderlik iddiası olan, topluma ve devlete yön vermek isteyen, tüm bireyler koşmak zorundadır, bu yolda dikenlidir, çetindir ve zordur. Yola ilk çıktıkları görsellerle şimdiki hallerini kıyasladığınız da yolun çetinliği ortadadır. Belki metaforumuzdaki gibi koşmayan atı vururlar sonucu ile, geldikleri noktada vurulmanın bir tık öncesi halindedir.

İlimiz çok sorunlu bir süreçten geçmektedir. O, şu, bu demeden, hizmet yarışında koşunuz diyeyim. Oyun bittiğin de seçmen tüm seçilenleri emekli hanesine eski oyuncu ve eski koşan olarak ekleyecektir.