Kendine Muhalif

Sosyal medyada Kılıçdaroğlu ile Özel karşılıklı atışıyor.

Mitingvari gövde gösterileri memleketin asıl gündemini gölgede bıraktı.

Biri diğerini FETÖ’cülükle suçluyor.

Öbürü berikini iktidara maşalık yapmakla itham ediyor.

Adeta bir tenis maçı izler gibi olduk.

İhanet topu bir o sahaya uçuyor, bir bu sahaya.

Vatandaş pazar yerinde geçim derdinde.

Muhalefetin tepesinde ise "Sen hainsin, hayır sen ajansın" kavgası yürüyor.

Yukarıda çarşı karışınca, Aydın’da da taşlar yerinden oynadı tabii.

Malum, Özgür Özel dönemiyle birlikte Aydın değişimin pilot bölgesi oldu resmen.

Değişimciler olarak kendilerini adlandıran Özel hareketi, il ve ilçe örgütleri sil baştan revize etti.

Bu operasyonların sonunda kendisine yakın olan isimler saf dışı bırakılınca "Yalnız bırakıldım" diyen Özlem Çerçioğlu da saf değiştirdi.

Yanına üç ilçe belediye başkanını da alarak AK Parti’ye geçti.

Düşünün, bugün CHP Aydın İl Başkanlığı için adı geçen Süha Bayırlı bile gündemde.

Hatırlarsınız kendisi, bizzat Genel Başkan Özel’in çok ağır ifadelerine maruz kalmış bir isim. İnsanın aklına gelen bu da olmaz ya denilen şeylerin gerçekleştiği bir dönemdeyiz. Olur mu olur.

Ankara’daki bu kavga derinleşince, bizim Aydın kulisleri de durur mu?

"Eğer Kılıçdaroğlu gitmeseydi, Çerçioğlu AK Parti’ye geçmezdi" sesleri yükseldi.

Arkasından bir iddia daha,
"Kılıçdaroğlu partiyi Özel ve ekibinden temizleyip geri dönerse, Çerçioğlu da CHP’ye geri dönecek."

Ancak Çerçioğlu, AK Parti’nin bayramlaşma programında bu dedikoduların biletini tek yön kesiverdi.

AK Parti için "Ailem" ifadesini kullandı.

"Kulislere" mesajını net verdi.
Buradan okuduğum net yorum şudur: Çerçioğlu için bu kulis iddiaları kuru dedikodu dahi sayılmıyor. Yok hükmünde.

Şimdi Aydın’da herkes şu sorunun cevabını merak ediyor:

CHP Genel Merkezi, Aydın’da nasıl bir yol izleyecek. Daha ılımlı ve ortada isimlere mi şans verecek yoksa Çerçioğlu’na yakın isimleri mi yönetime mi getirecek?

Yani bir nevi "siyasi intikam" alanı mı açılacak?

Çerçioğlu’nun intikamı, yine Çerçioğlu’nun eski kadrolarıyla mı alınacak?

Ya da bağımsız isimlere şans verilerek Çerçioğlu’na sen gemileri yakmışsın seninle olanlar da karşı kıyıda kaldı mı denecek?

Memleket siyasetinde ne zaman "Daha kötü ne olabilir ki?" desek, daha kötüsünü çağırıyoruz.

Muhalefetin kendi içindeki bu muhalefet savaşı akıl alır gibi değil.

İktidara talip olan bir partinin üstelik şartlar özellikle ekonomik boyutta bir değişim umudunu körüklerken, birbirinin kuyusunu kazmaktan memlekete bakamıyorlar.

Ben artık "Daha kötüsü olmaz" demeyi bıraktım.

Çünkü, bu siyaset sahnesi bize ağzımızı iki karış açık bıraktıran, daha kötüsünü seyrimize sunan yeni senaryolar hazırlamayı başarıyor.