Hipnoz

Her doğan gün yeni bir olaya gebe, toprağı kadar gündemi de bereketli olan şehrimizin yer yer bol tansiyonlu bazen de derin sessizlik içindeki haletiruhiyesi arasındaki kısır döngü de gidip geliyoruz. Bir gün bir bakıyoruz ortalık karışmış, olanlar olmuş, skandallar, vakalar, iddialar havada uçuşurken bir sonraki gün hiçbir şey yokmuş gibi sükûnet rüzgarları esiyor.

Olaylar ve durumlar o kadar hızlı değişiyor ki inanın takip etmek zor.

Bu değişim toplumumuzda bir hipnoz etkisi yaratıyor. Halkımız balık hafızalıdır diye dayatılan bir söylem vardır ya aslında balık hafızalı değiliz, sadece hipnotize oluyoruz.

Tam bir olayın peşinde ilerlerken yarı yolda başka bir kervanın peşine takılıyoruz ve yeni gündemler yeni süreçler getirerek bizi sürü psikolojisine sokuyor.

Velhasıl durumumuz; Her şeyden biraz biraz, hiçbir şey de tam değil. Köşk Belediye Başkanı ile ilgili iddialar ortaya atılmış ve olanlar olmuştu.

Sahi ne oldu sonrasında o mevzuda?

Konuşan kaldı mı ya da ilgili belediye başkanı konuyla ilgili basın toplantısı filan yapıp ben masumum ya da suçluyum filan dedi mi?

Konu gerçek miydi yoksa yapay zekâ mıydı?

Bir diğer örnek Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel tutuklandı. O zaman da gündem bir anda ateşlendi. Herkes Kuşadası Belediyesi’nde toplandı, çadırlar kuruldu, sloganlar atıldı, hararetli konuşmalar yapıldı. Kaç gün sürdü biliyor musunuz; 2 gün sadece. 48 saatte biz gündemi yedik, bitirdik, sindirdik başka bir olaya geçtik.

Ömer Günel’in her cuma cezaevinden gönderdiği mektuplar olmasa, basında ismini duyan var mı?

Övenlerden sinyal kesildi, sövenler de karıncalı çekiyor. Biraz daha böyle giderse eleştiri dahi duyamayacağız.

Habercilikte “fikri takip” kavramı vardır.

Ustalar bilir, mesleğe yeni başlayan ya da heves edenlerin de öğrenmesi gereken bir kavram. Yani yapılan bir haberin ardından bir süre sonra ne oldu ne bitti acaba diye araştırıp bilgi verme işi.

İşte bu noktada içinde bulunduğumuz derin uyku buna müsaade etmiyor. Yazdık, geçtik, bitti. Ne oldu ne bitti, yaralılar iyileşti mi, saldırıyı yapanlar ceza aldılar mı filan yok.

Kim suçludur kim suçsuzdur bu bizim görevimiz de haddimiz de değil.

Türk yargısı suçluyu da masumu da mutlaka ortaya çıkaracaktır. Ama biz gazeteciler olarak bu hipnozdan uyanmak zorundayız.

Çünkü toplumu da hipnozdan uyandıracak olan bizleriz.

Gazeteci övmez, yermez. Olanı aktarır, yaşananı konuşur. Değerlendirmeyi okur yapar.

Şimdi biz Günel hakkında olanı aktardık, yaşananı konuştuk takdir okurlarımızın.

Evet unutmamak dedik…

Derin uykuda olsak dahi asla unutamayacağım, öğrencisi ve kardeşi olmaktan gurur duyduğum ve her an duyacağım ağabeyim Gazeteci Erman Çetin’i yanımızdan yüreğimize taşımamızın üstünden 1 yıl geçti.

Vefatının yıl dönümü olan 29 Nisan Çarşamba Günü saat 12:00 ile 17:00 arasında Bey Camii önünde gerçekleştireceğimiz lokma hayrına tüm unutmayanları bekleriz. O gün orada buluşmak dilek ve temennisiyle.