Gazeteciliğin Namusu!

Hafta içinde Haluk Alıcık’ın Nazilli Gazeteciler Cemiyeti’ne yaptığı ziyaretteki konuşmasının tamamını izledim. Özellikle “tamamını” diyorum; çünkü konuşmanın bütünü izlendiğinde, dışarıda yaratılmaya çalışılan algının aksine Sayın Alıcık’ın ‘’herhangi bir hedef gösterme, kutuplaştırma ya da farklı bir anlam yükleyecek söylemi olmadığı’’ açıkça görülüyor. Hatta emekli maaşlarıyla ilgili olarak Devlet Bahçeli’nin bu konuda gerekli çabayı gösterdiğini ve çalışmaların sürdüğünü ifade ediyor.

Evet, bu ülkede emekliler uzun süredir unutuldu. Olmadık bütçelere inancımızdır gereği şükrettik ama bir yan etki hasıl oldu; en ufak eleştiride ‘şükürsüz’ olarak yaftalandık. Ancak şu da bir gerçek ki, sürekli kötüyü düşünen, olumsuzluk ve karalama peşinde koşan bir yapıya sürüklendik. Buna rağmen, bazı yayın organlarında Alıcık’ın konuşmasının yalnızca belirli bölümlerinin verilmesi ister istemez şu soruları gündeme getiriyor:

Neden konuşmanın tamamı yayınlanmıyor?
Neden cımbızla seçilmiş ifadelerle algı yaratılıyor?

İktidar politikalarını en çok eleştirenlerden birisi olmama rağmen yanlışa yanlış demeyi de biliyorum. Bunun adı gazetecilik değildir. Bu, algı gazeteciliğidir. Daha da açık söyleyeyim; bu, gazetecilik kisvesi altında yapılan bir tür trolleşme faaliyetidir. Eğer görevini kötüye kullananları, oturduğu koltuğun hakkını vermeyenleri eleştiriyorsak, biz de elimizde tuttuğumuz kalemi doğru kullanmak zorundayız. Kendimize yapılmasını istemediğimiz bir şeyi başkasına yapmayacağız. Yaptığımızda eleştirilince kızmayacağız. O kalemi doğru kullanmayacaksan, doğru ve tarafsız şekilde ekmeğinin peşinde koşan meslektaşlarımıza engel olacaksan, bırak o kalemi elinden.

Gelelim asıl meseleye…

Türkiye’de yıllardır süregelen “Reisci olan – olmayan” kutuplaşması, artık Aydın’da başka bir boyuta taşınmış durumda. Bu kez “Özlemci olan – Özlemci olmayan” ayrımı üzerinden yeni bir algı kutuplaşması büyütülüyor. Arkadaşlar, Özlem Çerçioğlu’nu seversiniz ya da sevmezsiniz; bu tamamen sizin tercihiniz. Ama bu kadar Özlemci, bu kadar partizanca bir duruş olmaz.

Daha 13 Ağustos’a kadar Özlem Ç fanı olanların, 14 Ağustos sabahı bir anda karalama siyasetine başlaması da ayrıca sorgulanması gereken bir durumdur. Bir gecede ne değişti? Dün yere göğe sığdıramadıklarınız bugün neden hedefte? Herkes işini yapıyor olabilir ama önemli olan işini doğru yapmaktır. 13 Ağustos’a kadar CHP’li olanlar 14 Ağustos’ta azılı CHP düşmanı oldu. Bu kadar hızlı futbol takımı bile değiştirilmemesi gerekir.!

AK Parti Milletvekili Seda Sarıbaş, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu ve AK Parti İl Başkan Yardımcısı Hüseyin Pekgüzel birlikte Aydın Organize Sanayi Bölgesi’ni ziyaret ediyor. Bazı yayın organları ne yapıyor?
Fotoğraftan Aydın OSB Yönetim Kurulu Başkan Vekili’ni kesiyor.
Dört kişilik kareyi üç kişiymiş gibi servis ediyor.
Ardından da “Özlem Çerçioğlu oğlunu siyasete mi hazırlıyor?” başlıkları atılıyor.

FOTOĞRAFIN ASLI

ALGI GAZETECİLİĞİ YAPMAYA ÇALIŞANLARI PAYLAŞTIĞI FOTOĞRAF

Ama fotoğrafın gerçeğinde dört kişi var.
Başkan vekili neden çıkarılıyor kareden?
Neden eksiltilmiş bir fotoğrafla farklı bir algı yaratılıyor?

Oysa konuşmamız gereken konular çok daha hayati. Bu ziyaret sonucunda sanayi bölgesine yatırım gelecek mi? Sorunlar çözüme kavuştu mu? Verilen sözler tutulacak mı? Bunları konuşmak yerine fotoğraflardan kişi eksiltip senaryo üretmek ne Aydın’a ne de gazeteciliğe fayda sağlar.

Dışarıda oturup “Aydın’ın şu kaldırımı” diye konuşuyorsanız, yıllardır düzelmeyen yolları, çözülemeyen bulvar kokusunu da konuşun. “Bu neden çözülmüyor?” diye sorun. Bu soruları siyasetçilere yöneltin. Hepimiz bu şehirde yaşıyoruz. Bizim işimiz, memleketimize faydalı işlerin yapılmasına ön ayak olmak.

Bir de ortada dönen anket meselesi var.
Bir taraf çıkıyor, “Halkın yüzde 70’i sizi istemiyor” diyor.
Diğer taraf çıkıyor, “Halkın yüzde 70’i bizi istiyor” diyor.
Bu yüzdelik hesapta ciddi bir matematik hatası yok mu?

Diğer yandan, en ufak hizmette bile muhtarların adeta yarış halinde teşekkür mesajları yayımlaması da düşündürücü. Eskiden yol yapıldı diye “sağ olsun” denirdi. Sonra “mezarımızı kazdılar, Allah razı olsun” noktasına kadar geldik. Şimdi ise yapmakla yükümlü olunan görevler bile reklama dönüştürülüyor. Bu bir ispat değil, bu bir gösteriştir.

Sayın yetkili yetkisizler, biraz kendinize çeki düzen verin.
Gazetecilik algı üretme işi değildir.
Kalem, kişisel hesapların ve siyasi tarafgirliğin aracı hiç değildir.

Herkes işini yapsın.
Ama doğru, adil ve vicdanlı bir şekilde yapsın.