Yörük kültüründe mor cepken, boşanma isteğinin sessiz ilanı olarak kabul ediliyordu. Kadınlar bu giysiyi giyerek köy meydanında oturup evlilik birliğinin sona erdiğini topluma bildirmek amacıyla atalarından gelen bu kültürü yaşatmayı sürdürmüştü.
Aydın ve çevresindeki Yörük topluluklarında anlatılan “mor cepken” geleneğinin, kesin bir yazılı tarihi bulunmamakla birlikte Osmanlı’nın son dönemleri ile 20. yüzyılın başlarına uzanan kırsal yaşam pratiği içinde şekillendiği aktarılıyor. Sözlü kültür aktarımlarına göre mor cepken, Yörük kadınlarının çeyiz sandığında özel anlam taşıyan bir giysi olarak yer alıyordu. Evliliğini sonlandırmak isteyen kadın, bu cepkeni giyerek köy meydanında sessizce oturuyor, böylece boşanma kararı toplumsal bir işaretle duyuruluyordu.
Araştırma ve etnografik anlatılar, bu geleneğin yazılı bir tarihten ziyade Anadolu’nun kırsal topluluklarında gelişen sözlü normlara dayandığını ortaya koyuyor. Uygulamanın özellikle Osmanlı’nın son dönemi ile Cumhuriyet’in ilk yıllarında Yörük yaşamı içinde anlatıldığı belirtiliyor.
Bu geleneğin Yörük kültüründe kadınların çeyiz sandıklarında özel bir anlamla sakladığı “mor cepkeni” giyerek köy meydanında sessizce oturmasının, evlilik birliğini sonlandırmak istediklerini topluma sözsüz biçimde duyurdukları bir gelenek olarak varlık gösterdiği aktarılıyor. Sözlü kültüre dayalı anlatımlara göre mor cepken, Yörük kadınlarının çeyiz sandığında ayrı bir yere sahipti. Evliliğini sonlandırmak isteyen kadın, bu giysiyi sandığından çıkararak giyer ve köy meydanında bir süre sessizce otururdu. Bu davranışın, herhangi bir mahkeme ya da yazılı süreç olmadan, tamamen toplumsal kabule dayalı şekilde “boşanma ilanı” olarak değerlendirildiği ifade ediliyor.
Yörük yaşamında sembollerin güçlü bir iletişim aracı olduğu bilinirken, mor cepkenin de “ayrılık ve geçiş dönemi”ni simgeleyen kültürel bir anlam taşıdığı aktarılıyor. Mor rengin ise yerel yorumlarda hüzün ve ayrılıkla ilişkilendirildiği bilinmekte.
Öte yandan bu tür uygulamaların, Anadolu’nun kırsal toplum yapısında sosyal düzenin büyük ölçüde gelenekler ve sözlü normlar üzerinden şekillendiğini gösteren örnekler arasında yer aldığı ifade ediliyor.