TBMM Adalet Komisyonu CHP Grup Sözcüsü de olan Bülbül, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, gazeteciliğin yargısal baskıyla susturulmaya çalışıldığını savundu. Bülbül, “Gazeteciliğin sistematik bir yargısal tacizle baskılanması, Anayasa’nın 28. maddesi ile güvence altına alınan basın özgürlüğüne ve halkın haber alma hakkına açık bir saldırıdır. Aydınpost imtiyaz sahibi Yelis Ayaz’ın, kamu güvenliğini ilgilendiren okul şiddeti vakalarını haberleştirdiği için tutuklanması kabul edilebilir değildir. Tutuklamanın bir sindirme yahut gözdağı verme amacıyla kullanılması açıkça hukuka aykırıdır. Unutulmamalıdır ki hiç kimsenin oturduğu koltuk, sahip olduğu makam veya sıfat, ona hukuka aykırı biçimde güç kullanma imtiyazı tanımaz” ifadelerini kullandı.
Tutuklamaya gerekçe gösterilen Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesine de değinen Bülbül, “Tutuklamaya gerekçe gösterilen TCK 217/A maddesi, yasalaşırken verilen sözlerin aksine bugün özgür basının üzerinde bir giyotin gibi sallanmaktadır. Oysa bu suçun oluşabilmesi için bilginin sadece yanıltıcı olması yetmez aynı zamanda kamu barışını bozmaya elverişli olması ve özel bir kastla yayılması gerekir” değerlendirmesinde bulundu.
Gazetecilik faaliyetlerinin suç olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Bülbül, “Somut olayda, bir gazetecinin toplumsal fayda gözeten araştırması, bu suçun unsurlarını yapısal olarak taşımaz. Gerçeklerin üzerindeki perdeyi aralamak halkı yanıltmak değil, aksine halkı ‘aydınlatmaktır’. Hukuki dayanaktan yoksun bu soruşturmalar, gazetecilik mesleğine yönelik bir gözdağı niteliğindedir” ifadelerine yer verdi.
Öte yandan Bülbül, açıklamasının devamında gazeteciler İsmail Arı ve Alican Uludağ’ın da yargı süreçleri nedeniyle cezaevinde bulunduğunu belirterek, “Toplum adına denetim yapmak suç değil, anayasal bir görevdir. Yelis Ayaz’ın mesleki faaliyetleri nedeniyle hedef alınması karşısında sessiz kalmayacak, gücünü makamından alıp hukukun üzerinde gören anlayışa karşı bu davanın sonuna kadar takipçisi olacağız” açıklamasında bulundu.