Aydın'ın Kuşadası ilçesinde yaşayan körüklü çizme ustası Mustafa Karpuzcu, baba yadigârı mesleğini yaşatmak için yıllardır büyük bir özveriyle çalışıyor. Efe kültürünün ayrılmaz parçalarından biri olan körüklü çizmeler, onun ellerinde sadece bir ayakkabı değil, geçmişten geleceğe uzanan bir kültür köprüsüne dönüşüyor.
Henüz 6 yaşındayken babasının yanında mesleğe adım atan Mustafa Karpuzcu, hayatını deri, kösele ve çizmelerin arasında geçirdiğini söyledi.
Mesleğin son temsilcilerinden biri olduğunu belirten Karpuzcu, "Kuşadası'nda son kalan ustayım. Kendimi burada yalnız hissediyorum. Daha fazla meslektaşım, kalfam, çırağım olsun istiyorum. Bu meslek yaşasın, yok olup gitmesin" sözleriyle mesleğine duyduğu bağlılığı anlattı.
TRT World kanalında mesleğini ve kültürel mirasımızı dünyaya tanıtan Karpuzcu, geleneksel el sanatlarının korunmasının önemine dikkat çekti.
Yıllar boyunca babasından öğrendiği sanatın bugün oğluyla birlikte yaşatıldığını belirten Karpuzcu, en büyük gururunun oğlu Mehmet olduğunu söyledi.Üniversite eğitimini tamamladıktan sonra mesleğe yönelen oğlunun kalfalık seviyesine ulaştığını belirten usta isim, "Biraz daha gayret ettiğinde usta olacak. Mesleğin geleceğini oğlumda görüyorum" dedi.
Kendisini yetiştiren ustalarını da unutmayan Karpuzcu, "Rahmetli dedem Mehmet Karpuzlu'nun ismini oğluma verdim. Mesleği babamdan öğrendim. Ustam Şükrü Bıçakçı'dır. Hayatın ve sanatın her alanında beni yetiştiren insanları hiçbir zaman unutamam" ifadelerini kullandı.
Mesleğin en önemli sırrının sevgi olduğunu vurgulayan Mustafa Karpuzcu, çocukluk yıllarının Kuşadası'nı da anlattı.
"Eskiden Kuşadası üç bin nüfuslu küçük bir kasabaydı. O dönemlerde ağalar ve varlıklı kişiler körüklü çizmeler giyerdi. İsteğe göre gıcırdaklı çizmeler yapardık. Yürürken özel bir ses çıkarırdı. İnsanlar o çizmeleri gururla taşırdı" diyen Karpuzcu, mesleğe olan tutkusunu şu sözlerle anlattı:
"Sevmeden bu işi yapamazsınız. Ben uyurken bile yeni modeller düşünürüm. Gece aklıma gelen bir tasarımı kalkıp kağıda çizerim."
KÖRÜKLÜ ÇİZMENİN SIRRINI ANLATTI
Efe kültürünün sembollerinden biri olan körüklü çizmelerin yapım sürecinin büyük emek istediğini belirten Karpuzcu, üretimin tamamen kişiye özel olduğunu söyledi.
Önce müşterinin ayak ve baldır ölçülerinin alındığını anlatan usta sanatçı, daha sonra derinin kesildiğini, dikildiğini ve özel kalıplarla şekillendirildiğini ifade etti.Körüklerin özel yöntemlerle verildiğini belirten Karpuzcu, "Kuruduktan sonra o körük bir daha bozulmaz. İstediğiniz kadar çekin, asılın; şeklini korur" dedi.
Mustafa Karpuzcu'nun yıllardır sürdürdüğü bu kültür mücadelesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından da takdir edildi.
O anı hayatının en unutulmaz anlarından biri olarak anlatan Karpuzcu, "Cumhurbaşkanımız beni tebrik etti. Bana 'Çizmeleri giymeden gelmişsin' dedi. Ben de 'Bilseydim giyer gelirdim Sayın Cumhurbaşkanım' dedim. O an benim için büyük bir gurur oldu" diye konuştu.
"SANAT ALTIN BİLEZİKTİR"
Mesleğin geleceği konusunda gençlere seslenen Mustafa Karpuzcu, eğitimle birlikte mutlaka bir zanaat öğrenilmesi gerektiğini söyledi.
"İster okusunlar, ister tahsil yapsınlar ama ellerinde mutlaka bir altın bilezik olsun. Sanat altın bileziktir" diyen Karpuzcu, körüklü çizmenin ve geleneksel el sanatlarının gelecek kuşaklara aktarılması için mücadele etmeye devam edeceğini ifade etti.Kuşadası'nın son körüklü çizme ustası olarak yıllardır kültürel mirasa sahip çıkan Mustafa Karpuzcu, yalnızca çizme üretmiyor; Anadolu'nun köklü geçmişini de geleceğe taşımaya devam ediyor.