Prof. Dr. Muharrem Ekşi, Hürmüz Boğazı’nın stratejik önemine dikkat çekerek, “Hürmüz Boğazı’ndan en çok petrol alan ülkeler arasında Çin, Hindistan, Japonya ve Tayland başı çekiyor. Ancak buradaki bir kriz sadece bölgeyi değil, Avrupa ve ABD dahil tüm dünya piyasalarını doğrudan etkileme potansiyeline sahip. Doğalgaz arzındaki aksamalar, 110 milyar metreküplük devasa bir kaybı tetikleyebilir,” ifadelerini kullandı.
Doç. Dr. Ali Bilgenoğlu, enerji piyasalarındaki arz-talep dengesinin hassasiyetine değinerek, “Doğalgaz arzında yaşanacak en ufak bir kesinti, küresel daralma dengelerini bozacak niteliktedir. Bu durum sadece ekonomik bir kayıp değil, aynı zamanda uluslararası ilişkilerde yeni bir güç mücadelesinin fitilini ateşleyebilir,” dedi.
Doç. Dr. Hikmet Mengüaslan ise Avrupa’nın enerji bağımlılığı ve tedarik zincirindeki kırılganlıklara dikkat çekti: “Avrupa yeni bir gaz krizinin eşiğinde mi? Bu sorunun cevabı, Hürmüz ve benzeri kritik geçiş noktalarındaki istikrara bağlı. Mevcut tesislerin kapasitesi ve sevkiyat rotalarındaki güvenlik riskleri, Avrupa’nın enerji geleceğini belirsizleştiriyor.”
Öte yandan öğretim üyeleri, Türkiye’nin enerji koridoru olma rolünün bu süreçte kritik bir öneme sahip olduğunu ve bölgesel iş birliklerinin enerji krizinin aşılmasında anahtar rol oynayacağını vurguladı.